27 Ocak 2026 - Salı

Emeklilik: Şafak Saymaktan Vazgeçtik, Kuruş Saymaya Başladık

Emeklilik hayali eskiden şuydu: Bir sabah uyanacaksın, işe gitmeyeceksin, çayını demleyeceksin, gazeteni alacaksın, hayata “artık ben de biraz yaşayacağım” diyeceksin. Gerçek ise şu oldu:

Yazar - Erdem Talaş
Okuma Süresi: 3 dk.
Erdem Talaş

Erdem Talaş

talaserdem@gmail.com -
Google News
Uyanıyorsun, işe gitmiyorsun ama markete gidiyorsun.
Gazete almıyorsun çünkü pahalı.
Çay demliyorsun ama şekeri azaltıyorsun.
Ve hayata “bugün de idare edeceğiz” diyorsun.
Çalışırken gün sayıyorduk:
“Bir 10 yılım kaldı.”
“Bir 5 yılım kaldı.”
“Prim doldu mu dolmadı mı?”
Emekli olunca rahat edeceğimizi sanıyorduk.
Meğer rahat etmeye değil,
daha profesyonel sayıcı olmaya hazırlanıyormuşuz.
Artık her şey sayıyla:
– Maaş yattı mı?
– Fatura kaç geldi?
– Markette fiş kaç tuttu?
– Ayın kaçı bugün?
Eskiden takvim yaprakları kopardı.
Şimdi cüzdan yaprakları kopuyor.
Her ocak ve temmuz ayı emekli için kutsal aylar.
Bir nevi “milli umut haftası.”
Televizyon açılıyor, alt yazı geçiyor:
“Emeklilere zam oranı birazdan açıklanacak…”
O an evlerde tam bir sessizlik.
Biri kumandayı bırakıyor.
Biri çayı karıştırmayı durduruyor.
Biri “Hadi hayırlısı” diyor.
Zam açıklanıyor.
Hayırlısı kısmı iptal oluyor.
Oran güzel duruyor.
Yüzde bilmem kaç.
Ama maaşa yansıması…
Sanki biri şakayla karışık eklemiş gibi.
“Bu kadar mı?”
“Evet bu kadar.”
“Yanlış mı okuduk?”
“Hayır, doğru okuduk. Hayat pahalı.”
En acıklı tarafı şu:
Zammın azlığına artık kimse sinirlenmiyor.
Sadece hayal kırıklığı yaşıyor.
Çünkü beklenti de maaş gibi düşürüldü.
Eskiden “insanca yaşar mıyım?” diye sorardık.
Şimdi “bu ay da borç yapmadan çıkar mıyım?” diye soruyoruz.
Hedef küçüldü.
Hayaller emekli oldu.
Bir de şu var…
Zam kararı alırken yukarıda bir yerde insanlar oturuyor,
önlerinde tablolar, grafikler, kahveler.
“Buna yüzde 5 mi versek?”
“Yok ya çok olur.”
“Yüzde 3?”
“O da biraz iddialı.”
“Peki 2,5 olsun, yuvarlak.”
Yuvarlak dedikleri,
emeklinin hayatını köşeli hale getiriyor.
Bir ay et yok.
Bir ay peynir yok.
Bir ay toruna harçlık yok.
Ama grafikte her şey düzgün.
Emeklinin hayatı artık bir dayanıklılık sporu.
Sabah kalkıyorsun:
“Bugün para harcamadan nasıl yaşarım?”
Markete gidiyorsun:
“Buna bakmayayım, canım çeker.”
Kasaya geliyorsun:
“Bu fiş yanlış olmalı.”
Eve geliyorsun:
“Ben bir şey almadım ki, bu para niye gitti?”
Eskiden emeklilik ödüldü.
Şimdi teselli ikramiyesi gibi.
“Al, çalıştın ettin, al bunu da çok ses çıkarma.”
Oysa emekli sadaka istemiyor.
Hakkını istiyor.
Ama hakkını isterken bile
mahcup gibi istemek zorunda kalıyor.
Sonuç mu?
Emeklilik artık bir dinlenme dönemi değil.
Bir sabır kursu.
Diploması yok.
Mezuniyeti yok.
Ama her ay yeni bir sınavı var.
Ve herkes sınıfta kalıyor.
Tek teselli şu:
Biz emekliler dayanıklıyız.
Çünkü bu ülkede
en uzun ömürlü şey,
umut değil…
Sabır.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları