Siyasetin Sertleşmesi ve Çirkinleşmesi Üzerine
Son yıllarda siyasetin gidişatı, giderek sertleşen bir yapıya bürünüyor. İdeolojik kutuplaşmalar, kutuplaşmanın ötesinde düşmanca bir dilin benimsenmesi, toplumları derinden etkileyen bir olgu haline geldi.

Erdem Talaş
talaserdem@gmail.com -Bu durumu ele alırken, siyasetin sadece bir güç mücadelesi olmaktan çıkıp, toplumsal huzuru tehdit eden bir çatışma alanına dönüşmesini sorgulamak gerekiyor. Siyasetin çirkinleşmesi, genellikle iki ana faktörle ilişkilendiriliyor: medya ve sosyal medya. Geleneksel medya, zaman zaman manipülasyon ve yanlı habercilikle eleştirilse de, sosyal medya platformları bu durumu daha da derinleştiriyor.
Anlık paylaşımlar, yanlış bilgi yayma potansiyeli ve kutuplaşmayı besleyen içerikler, toplumda güvenin sarsılmasına yol açıyor. İnsanlar, sadece kendi görüşlerine yakın olan içeriklerle etkileşimde bulunarak, farklı düşüncelere kapalı hale geliyorlar. Sertleşen siyaset dilinin bir diğer sonucu, siyasi aktörler arasındaki iletişimsizliktir. İkna edici bir diyalog yerine, karşı tarafı düşman olarak gören bir yaklaşım hâkim. Bu durum, demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesini engelliyor.
Yenilikçi fikirler ve yapıcı eleştiriler, çatışma ve düşmanlıkla boğuluyor. Sonuç olarak, toplumsal meseleler, ideolojik bir çatışma alanına dönüşüyor ve bu da çözüm üretmeyi zorlaştırıyor. Bu noktada, siyasetteki sertleşmenin toplumsal etkilerini göz ardı etmemek gerekiyor. Kutuplaşmış bir toplum, birlikte yaşama kültürünü zayıflatır. Farklı görüşlere saygı duymak ve diyalog geliştirmek yerine, insanlar kendi içinde homojen gruplara hapsoluyor. Bu durum, sosyal uyumun bozulmasına ve toplumda derin yaralamalara yol açıyor. Sonuç olarak, siyaset alanındaki sertleşme ve çirkinleşme, sadece siyasi aktörlerin değil, aynı zamanda toplumun da sorunudur.
Bu durumla başa çıkmak için, empati, diyalog ve anlayışın ön planda tutulduğu bir yaklaşım benimsemek şart. Siyasetin, insanların hayatlarını doğrudan etkileyen bir alan olduğunu unutmamalıyız. Düşüncelerin çatışmasından çok, ortak bir gelecek inşa etme çabası önceliğimiz olmalıdır. Aksi takdirde, siyasetin karanlık yüzü, demokrasimizi tehdit eden bir gölge olarak kalmaya devam edecektir.