Futbolun Milyon Dolarlık Kaosu ve Sultanların Liyakat Mucizesi

  • 13.07.2026
+ A -
Türk sporunda uzun yıllardır süregelen, adaletsiz olduğu kadar düşündürücü de olan bir ezberimiz var.

Ne zaman sporun birleştirici gücünden ya da uluslararası arenadaki prestijimizden bahsetsek, gözler hemen ve gayriihtiyari futbol sahalarına çevriliyor. Milyon dolarlık bütçeler, günlerce süren hararetli tartışmalar, manşetleri süsleyen iddialı transferler... 

Ancak madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde, karşımıza çıkan tablo tam bir tezatlar silsilesi: Bir yanda sürekli bir kriz girdabında çırpınan, beklentilerin altında ezilen A Milli Futbol Takımı; diğer yanda ise sessiz sedasız ama istikrarlı bir şekilde dünyayı dize getiren A Milli Kadın Voleybol Takımımız.

Futbolun Görkemli İllüzyonu ve Kronik Başarısızlık 

Futbol milli takımımızın son yıllarda turnuvalara erken vedaları, saha içindeki organizasyon eksikliği, futbolun sadece paradan ve popülariteden ibaret olmadığını bizlere defalarca gösterdi. En ufak bir grup aşaması başarısını bile günlerce "tarihi zafer" çığırtkanlığıyla kutladığımız futbol dünyası, ardı ardına gelen hayal kırıklıklarını mantığa büründürmekte öteye gidemiyor. Oysa spor, sadece en çok paranın döndüğü yer değil; disiplinin, liyakatin ve istikrarın sahne bulduğu yerdir. Tam yan sahada, Türk spor tarihinin en büyük organizasyonel mucizelerinden biri yaşanırken, futbol dünyamız kendi yarattığı sahte illüzyonunun içinde erimeye devam ediyor.

Yeşil Sahada Liyakatsizlik, Koltuk Savaşları 

Bu kronik başarısızlığın temelinde ise ne yazık ki liyakatten uzak yönetimsel tercihler yatıyor. Türk futbolu, futboldan bihaber olan ama bihaber olduğunu da bilmeyen kişilerin rant kapısı oldu.  İşin mutfağından gelmeyen, sporu sadece bir halkla ilişkiler malzemesi ya da ego tatmini olarak gören bu vizyonsuz yönetimler yüzünden, milyarlarca liralık yatırımlar plansızlığın ve kaosun kurbanı oluyor. Futbolu yönetenlerin spordan anlamadığı bir düzende, başarı da tesadüflere ya da bireysel çabalara kalıyor.

Voleybolda Bir Liderlik Dersi: Mehmet Akif Üstündağ 

Oysa voleybolda durum tamamen farklı… Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın sergilediği vizyoner ve birleştirici liderlik, futbol yöneticilerinin ders niyetine okuması gereken bir başarı kılavuzudur. Voleybolun içinden gelen, sporcusundan malzemecisine kadar her kademenin dilini bilen bir başkanın yönetiminde; altyapı devrimlerinden sponsorluk anlaşmalarına, doğru antrenör seçimlerinden milli takımın aile ortamına kadar her adım profesyonelce atıldı. Üstündağ'ın ‘liyakati merkeze alan’, egolardan arınmış ve tamamen Türk voleybolunu dünya markası yapmaya odaklanmış düşünce sisteminde Milletler Ligi’ni, Avrupa Şampiyonluğu’nu kazanan, dünya sıralamasında zirveye ambargo koyan Filenin Sultanları, bu ülkeye sporun asıl doğasını her maçta yeniden öğretiyor.

Milyon Dolarlık Primler ve Ekonomi Sınıfı Uçuşlar

Buna rağmen, ülkedeki ilgi ve kaynak dağılımına baktığımızda adaletsizliğin boyutu can yakıcı, sayısal gerçekleri ise sarsıcı bir hal alıyor. Türkiye Futbol Federasyonu'nun milyarlarca lirayı bulan devasa bütçesi ile dünyanın bir numarası olan Türkiye Voleybol Federasyonu'nun bütçesi kıyaslandığında aradaki uçurum ilk darbeyi vuruyor. Sadece turnuvalara katılmak ya da eleme gruplarından çıkmak gibi görece basit başarılar için futbol milli takımı havuzuna aktarılan 15-16 milyon dolarlık prim bütçeleri ve futbolcu başına dağıtılan yüz binlerce dolarlık rekor ödüller hafızalardaki yerini koruyor. Diğer yanda ise Avrupa Şampiyonu unvanıyla kupayı ülkeye getiren, dünyaya voleybolu öğreten koca bir kadın voleybol takımının ve teknik heyetinin aldığı toplam devlet ödülü —mevzuat sınırları nedeniyle— ancak bir futbolcunun tek bir maçlık galibiyet primi ya da verileceği söylenen tek bir gayrimenkul ödülü kadar bile etmiyor. Dünyanın en iyisi olmayı başarmış, ancak uzun boylarına rağmen kimi zaman uluslararası turnuvalara ekonomi sınıfında uçmak zorunda kalmış kadınlarımıza reva görülen bu finansal ve lojistik eşitsizlik, popülaritenin başarıyı ne kadar haksızca gölgelediğinin en net kanıtıdır.

Sermaye Canavarı Futbol ve Gölgede Kalan Gerçek 

Futboldaki herhangi bir transfer dedikodusu, yönetici polemiği ya da hakem hatası, kadın voleybolcularımızın dünya çapındaki dominasyonundan daha fazla ekran süresi alıyor. Sponsorluk pastasından aslan payını hiçbir başarı kriteri sunmadan yutan futbol mekanizması, adeta performanstan bağımsız işleyen bir sermaye canavarına dönüşmüş durumda. Sultanların mücadelesi ana sponsorlarının değerli destekleriyle büyüyor; ancak futbolun hak etmeden yuttuğu o devasa bütçelerin yanında voleybola, yani hak edilen yere akan pay devede kulak kalıyor. Dünyanın en iyisi olmayı başarmış kadınlarımıza gösterilen bu "görece" ilgisizlik, popülaritenin her zaman başarıyı ödüllendirmediğinin acı bir faturasıdır.

Zihniyet Değişimi Şart: Sahte İllüzyondan Uyanma Vakti 

Artık bu spor ikliminin ve taraftarlık kültürünün kökten bir zihniyet değişimine ihtiyacı var. Başarısızlığı yapısal bir sorun haline getirmiş, futboldan anlamayanların elinde oyuncak olmuş ve milyarlarca lirayı adeta yutan bir futbol düzenini sorgusuz sualsiz baş tacı etmekten vazgeçmeliyiz. İlgi, sevgi ve en önemlisi de maddi-manevi yatırımlar, popüler olana değil; Mehmet Akif Üstündağ gibi doğru liderlerin açtığı yolda bu bayrağı gerçekten zirveye dikenlere yönelmeli. Filenin Sultanları, kendilerine ayrılan kısıtlı spot ışıklarının ve adaletsiz bütçelerin altında bile tarih yazmaya devam ediyor. Bizlere düşen ise, futbolun yarattığı o sahte illüzyondan uyanıp, bu ülkenin asıl gurur kaynağı olan kadın voleybolcularımızın hakkını sadece alkışlarla değil, spora bakış açımızı değiştirerek tam anlamıyla teslim etmektir.

Uğur Temel • Diğer Yazıları

Uğur Temel • Bütün Yazıları

Yorum Gönder

Yorumlar (0)