Yardım Sektörü Büyüyor, Yoksulluk da...

  • 13.07.2026
+ A -
Bu ülkede en hızlı büyüyen sektörlerden biri hangisi deseler, sanırım "yardım sektörü" derim.

Her köşe başında bir dernek...

Her mahallede bir vakıf...

Her ilçede bir hemşehri derneği...

Her gün yeni bir sivil toplum kuruluşu...

Tabela çok, faaliyet az.

Başkan çok, gönüllü az.

Fotoğraf çok, çözüm yok.

İşin en ironik tarafı ise şu: Yardım kuruluşlarının sayısı arttıkça yardım bekleyen insanların sayısı da artıyor.

Demek ki ortada ciddi bir matematik problemi var.

Ya yardım doğru yere gitmiyor...

Ya da yardımın kendisi, bazıları için ihtiyaç sahibinden daha değerli bir "yatırım aracına" dönüşmüş durumda.

Bugün birçok derneğin en başarılı faaliyeti, açılış kurdelesi kesmek, protokol ağırlamak ve sosyal medyada yardım kolisi önünde poz vermek...

İhtiyaç sahibi ise o fotoğraf karesinde bile yer bulamıyor.

Memleket dernekleri deseniz ayrı bir hikâye...

Adı memleket sevgisi...

İçi makam hesabı...

Seçim zamanı dolup taşan salonlar, seçim bitince kilit vurulan binalar...

Yılda bir kez yapılan "geleneksel keşkek günü" ya da "cağ kebabı şöleni" ile memlekete borcun ödendiğini sanan bir anlayış...

Oysa aynı memleketin üniversite öğrencisi burs bekliyor, yaşlısı ilaç alamıyor, genci iş bulamıyor.

Ama önemli olan afişte logonun büyük olması...

Bazı yardım derneklerinde başkanlık koltuğu, kamu kurumlarından daha uzun ömürlü.

Başkan değişmiyor...

Yönetim değişmiyor...

Fotoğraflar değişmiyor...

Değişen tek şey, bağış hesaplarının numarası oluyor.

Elbette gerçekten gecesini gündüzüne katan, tek kuruşun hesabını veren, sessiz sedasız iyilik yapan dernekler ve gönüllüler var.

Onlar bu ülkenin vicdanıdır.

Ancak onların emeğini gölgeleyen, yardımı kişisel nüfuz, siyasi yakınlık, ticari ilişki ve sosyal statü basamağına dönüştürenler de bu ülkenin en büyük güven sorunlarından birini oluşturuyor.

Şimdi biri çıkıp şu soruya samimiyetle cevap versin.

Bu kadar yardım derneği...

Bu kadar vakıf...

Bu kadar federasyon...

Bu kadar konfederasyon...

Bu kadar sivil toplum kuruluşu...

Bu kadar bağış kampanyası...

Peki neden hâlâ milyonlarca insan yardım kuyruğunda?

Neden hâlâ çocuklar eğitim masrafını karşılayamıyor?

Neden hâlâ yaşlılar temel ihtiyaçlarını alamıyor?

Neden hâlâ sosyal medyada "Bir aileye destek olur musunuz?" çağrıları bitmiyor?

Demek ki sorun dernek sayısında değil...

Sorun vicdanın tabelaya dönüşmesinde...

Yardımın reklam malzemesi yapılmasında...

İyiliğin bile PR çalışmasına çevrilmesinde...

Belki de artık yeni dernek açmayı değil, mevcut derneklerin gerçekten ne yaptığını konuşmanın zamanı gelmiştir.

Çünkü bu milletin ihtiyacı yeni tabelalar değil...

Gerçek dayanışmadır.

Ve unutulmamalıdır ki; yardımın reklamı büyüdükçe, samimiyeti küçülür. Vicdanın sesi kısıldığında ise geriye sadece tabelalar kalır.

Erdem Talaş • Diğer Yazıları

Erdem Talaş • Bütün Yazıları

Yorum Gönder

Yorumlar (0)