Eski Yargıtay Savcısı Eminağaoğlu’ndan “çerçeve yasa” eleştirisi: “Siyasetin yolu açılıyor”

  • 09.08.2026
+ A -
Eski Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan düzenlemeye ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

Teklifin özellikle PKK mensupları bakımından önemli hukuki sonuçlar doğuracağını öne süren Eminağaoğlu, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulması öngörülen kurulun yetkilerini eleştirdi. Eminağaoğlu, düzenlemenin bazı kişiler açısından soruşturma ve yargılama süreçlerini etkileyebileceğini, siyasi haklara ilişkin yeni bir alan oluşturabileceğini savundu.

TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, içeriği ve olası sonuçları üzerinden tartışılmaya devam ediyor.

Düzenlemeye ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerden biri eski Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’ndan geldi. Eminağaoğlu, teklifin maddelerini tek tek ele alarak, özellikle örgüt mensuplarının soruşturma, yargılama, infaz ve siyasi hakları açısından ortaya çıkabileceğini düşündüğü sonuçları gündeme taşıdı.

Eminağaoğlu, düzenlemeyle Cumhurbaşkanı bünyesinde oluşturulması öngörülen kurulun, bazı durumlarda soruşturma süreçleri ve hak yoksunlukları üzerinde belirleyici olabileceğini ileri sürdü.

“Külliye’de ‘kayyım kurulu’ kuruluyor” iddiası

Eminağaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda düzenlemeyi oldukça sert ifadelerle eleştirdi.

“AKP, bu sefer de PKK mensupları için Külliye’de ‘kayyım kurulu’ kuruyor. PKK’yı, AK’lıyor! Dağdan inene aynı gün siyaset yolu... İhanete hayır!”

Eminağaoğlu’nun değerlendirmesi, özellikle teklifin 7. maddesinde öngörülen kurulun görev ve yetkileri üzerinde yoğunlaşıyor.

Soruşturma ve yargılama süreçlerine ilişkin dikkat çeken yorum

Eminağaoğlu’na göre, düzenlemenin kapsamına girecek bazı kişiler hakkında henüz soruşturma başlatılmamış olması durumunda, soruşturma açılmasının kurulun iznine bağlanması önemli bir sonuç doğurabilir.

Eminağaoğlu, kurulun soruşturma izni vermemesi halinde ilgili kişilerin herhangi bir adli süreçle karşılaşmadan siyasi faaliyet yürütmesinin önünün açılabileceğini savundu.

Düzenlemenin yalnızca hakkında soruşturma bulunmayan kişilerle sınırlı kalmadığını öne süren Eminağaoğlu, devam eden soruşturma ve yargılamalar açısından da farklı sonuçlar doğabileceği görüşünde.

“Dosyalar ertelenebilir, kararlar bozulabilir” iddiası

Eminağaoğlu, hakkında soruşturma veya kesinleşmemiş yargılama bulunan kişiler bakımından süreçlerin ertelenebileceğini; daha önce yargılama sürecine girmiş, tutuklanmış veya ceza almış ancak kararları kesinleşmemiş kişiler açısından da farklı hukuki sonuçların ortaya çıkabileceğini ileri sürdü.

Eski savcı, bu durumun bazı kişiler bakımından siyasi yasakların uygulanmasını zorlaştırabileceğini ve Anayasa’nın milletvekili seçilme yeterliliğine ilişkin 76. maddesi açısından tartışma yaratabileceğini savundu.

Anayasa Mahkemesi vurgusu

Eminağaoğlu’nun değerlendirmesindeki bir diğer başlık ise düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğu.

Teklifte belirli suç ve mahkûmiyetlerin kapsam dışında tutulmasının ileride Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebileceğini öne süren Eminağaoğlu, böyle bir durumda düzenlemenin kapsamının genişleyebileceği iddiasında bulundu.

Ancak bu değerlendirmeler Eminağaoğlu’nun hukuki yorumu niteliğinde bulunuyor. Düzenlemenin nasıl uygulanacağı ve Anayasa’ya uygunluğuna ilişkin nihai değerlendirme ise yasalaşma süreci ve gerektiğinde yargı mercilerinin kararlarıyla ortaya çıkacak.

“Asıl tartışma siyasi haklar”

Eminağaoğlu, açıklamasının sonunda düzenlemenin yalnızca infaz veya yargılama süreçleri açısından değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Ona göre teklifin en kritik boyutlarından biri, kapsamına girecek kişilerin ilerleyen süreçte siyasi haklara erişiminin nasıl şekilleneceği.

Eski Yargıtay Savcısı, kurulun belirli sürelerin ardından yargı organlarından hak yoksunluklarının kaldırılmasını talep edebilmesine ilişkin düzenlemeye de dikkat çekti.

Eminağaoğlu, bu mekanizmanın işletilmesi halinde bazı mahkûmiyetlerin siyasi haklar bakımından doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılabileceğini öne sürerek düzenlemeye sert tepki gösterdi.

Yasa Genel Kurul’da tartışılacak

Adalet Komisyonu’ndan geçen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin Genel Kurul aşamasında özellikle infaz hükümleri, kurulun yetkileri, soruşturma süreçleri ve siyasi haklar üzerinden yoğun tartışmalara konu olması bekleniyor.

Eminağaoğlu’nun açıklamaları ise teklifin hukuki boyutuna ilişkin tartışmayı yeni bir noktaya taşıdı. Düzenlemenin savunucuları ile karşı çıkanların yorumları arasındaki temel ayrışmanın, “toplumsal bütünleşme ve hukuki normalleşme” ile “hukuki ve siyasi taviz” arasındaki sınırın nerede çizileceği noktasında yoğunlaşması bekleniyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Gönder

Yorumlar (0)