6'lı masanın İzmir İktisat Kongresi sunumları

İzmir İktisat Kongresi’ne katılan 6’lı masanın genel başkan yardımcıları oluşturulan Ortak Politikalar Mutabakat metinde yer alan reform ve politikaları detaylarıyla anlattı.

Siyaset Yayın: 19 Mart 2023 - Pazar - Güncelleme: 19.03.2023 00:17:00
Editör -
Okuma Süresi: 28 dk.
Google News

Kongresi’nin dördüncü günü tamamlandı. Bugünün son toplantısından ise 6’lı Masa’nın genel başkan yardımcıları yer aldı.

6’lı masadan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakçı, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale ve Saadet Partisi Genel Başkanvekili Sabri Tekir konuşma yaptı. Genel başkan yardımcıları oluşturulan Ortak Politikalar Mutabakat metinde yer alan politikaları detaylarıyla anlattı.

ÖZTRAK: RANT İŞTAHI, MİLLETİMİZİN CAN GÜVENLİĞİNİ BİTİRDİ

Ülkenin derin bir krizde olduğunu belirten Öztrak, “200 yıllık modernleşme, 150 yıllık anayasa, 100 yıllık cumhuriyet, 77 yıllık çok partili demokrasi tarihimizin, en buhranlı günlerinden geçiyor. Hem devlet yönetiminde, hem de ekonomide, derin ve iç içe geçmiş krizler yaşıyoruz. Yaşadığımız deprem felaketi, devlet yönetimindeki krizi daha da görünür kıldı. İnsanlarımız 48 saat boyunca, enkazın altında bir başına kaldı. Afet dendiğinde, ilk akla gelen kurumlarımız, seferber edilmedi. Askerlerimiz enkazın başına ilk anda gidemedi. Kızılay, depremde çadır kurmak yerine, çadır satmakla meşgul oldu. 50 bin yurttaşımızı kaybettik. Ruhlarımızda, yüreklerimizde derin ve ağır yaralar açıldı. Deprem sadece beşeri değil, çok ciddi maddi kayıplara da neden oldu. Bizim hesaplarımıza göre, depremin ülkemize faturası, beşeri sermaye kaybı dâhil, 126 milyar dolar… Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na göreyse, 104 milyar dolarlık bir maddi kaybımız var. 20 yıllık yönetimin devlette yaptığı tahribat, doymak bilmeyen rant iştahı, milletimizin can güvenliğini bitirdi” diye konuştu.

“ÇOK AMA ÇOK YORULDUK”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştiren Öztrak, “Çok ama çok yorulduk. Tüm ülke olarak bir nefeslenmeye, rahatlamaya çok ihtiyacımız var. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, yüz yıl önce İzmir İktisat Kongresi’nde söylediği gibi, “milletin uğradığı bu üzücü durumun, bu düşkünlüğün sebeplerini arayacak olursak, Bunu doğrudan doğruya devlet kavramında buluyoruz.” Evet! Bugün içinde bulunduğumuz durumun en önemli nedenlerinden biri de, adına Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denen ucube bir sistemin, devlet yönetiminde neden olduğu ağır krizdir. Bundan ülkemizi çekip çıkaracak, Millet İttifakı’nı meydana getiren, altı siyasi partinin hazırladığı, somut hedefleri, reformları, politikaları ve projeleri içeren, ortak politikalar mutabakat metnini, 30 Ocak 2023 tarihinde kamuoyuna açıkladık. Bugün de burada sizlerin huzurunda, bu politikaları ana hatlarıyla ele alacağız” şeklinde konuştu.

“KONTROLSÜZ GÜÇ, GÜÇ DEĞİL FELAKETTİR”

Kontrolsüz gücün, güç değil de felaket olduğunu ifade eden Öztrak, “Milletimiz bunu, keyfi, kural tanımaz bir yönetim altında, yaşayarak gördü. Onun için millet ittifakı olarak; ‘kural tanımaz bu ucube sistem’ yerine, kuvvetler ayrılığını tesis eden, özgürlükçü, demokratik, adil, ‘güçlendirilmiş parlamenter sisteme’ hızla geçmeyi amaçlıyoruz. Onun için biz; “etkin ve katılımcı yasama”, “istikrarlı, şeffaf, hesap verir yürütme”, “bağımsız ve tarafsız yargı” diyoruz. Yapacağımız yasama reformuyla; Meclis’in faaliyetlerinde çoğulculuğu sağlayacak, yeni bir meclis içtüzüğü hazırlayacağız. Kanun yapım süreçlerini demokratikleştireceğiz. “Torba kanun” uygulamasına son vereceğiz. Tarafı olduğumuz milletlerarası sözleşmelerden çekilme yetkisinin, sadece TBMM’de olmasını, anayasal güvence altına alacağız. Meclisin yürütme organını, millet adına denetleme yetkisini güçlendireceğiz. Bütçe hakkı, TBMM’nin devredilemez bir yetkisi ve denetim aracı olacak. Meclis’te Kesin Hesap Komisyonu’nu kuracağız. Komisyon başkanı, ana muhalefet milletvekilleri arasından seçilecek. Bir yasama yılında an az 20 gün Meclis’te gündemi muhalefet tarafından belirlenen genel görüşme yapılması imkânını getireceğiz” diye konuştu.

“YÖNETİMDE İSTİKRARI SAĞLAYACAK ÖNLEMLER ALACAĞIZ”

Ortak Mutabakat metinden yer alan reformları anlatan Öztrak, “Yürütme reformuyla, Cumhurbaşkanının yedi yıl için sadece bir dönem seçilmesi kuralını getirerek, tarafsızlığını güvence altına alacağız. Cumhurbaşkanı bir siyasi partinin değil 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Başbakanı, bakanları yönetimde etkili hale getireceğiz. Yönetimde istikrarı sağlayacak önlemleri alacağız. Yargı reformuyla, bağımsız ve tarafsız bir yargı için; Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nu kaldıracağız. Yerine, Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki kurul kuracağız. Adalet bakanı ve müsteşarı Hâkimler Kurulu’nda yer almayacak. Hâkimler, idari görevleri bakımdan Adalet Bakanlığı’na bağlı olmayacak. Özel yargılama usullerine, özel yetkili mahkemelere son vereceğiz. Görevini kötüye kullanarak, Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hak ihlali kararına yol açan hâkimlere ve savcılara neden oldukları tazminat ve zararın rücu edilmesini sağlayacağız. Tutuklamanın istisna olması ilkesinin titizlikle uygulanması için gerekli tedbirleri alacağız. OHAL yasasından kaynaklanan tüm işlem ve eylemlerin yargı denetimine tabi olmasını sağlayacağız. Savunma mesleğini Anayasal güvenceye kavuşturacağız. Ceza yargılamalarında, duruşma salonlarında “silahların eşitliği ilkesine” uygun olarak, iddia ve savunmanın fiziki olarak eşit konumda olmasını sağlayacağız. Kadınlar için adli yardımın ve zorunlu müdafiliğin kapsamını genişleteceğiz. Anayasa mahkemesi üyeliklerine, “hülle” yöntemiyle atama yapılmasını önleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“SEÇİM BARAJINI YÜZDE 3’E DÜŞÜRECEĞİZ”

Seçim barajını yüzde 3’e düşüreceklerini vurgulayan Öztrak, “Seçim ve siyasi partiler mevzuatında millet iradesinin TBMM’ye en geniş ve en demokratik biçimde yansımasını sağlayacak düzenlemeleri yapacağız. Seçim barajını yüzde 3’e düşüreceğiz. Yurtdışında mukim yurttaşlarımızın, Meclis’te doğrudan temsilini sağlayacak düzenlemeleri yapacağız. Siyasi partilere kapatma davası açılması için, TBMM’nin iznini zorunlu hale getireceğiz. Hürriyetin esas, sınırlamanın ise istisna olduğunu Anayasayla açıkça düzenleyeceğiz. Basın özgürlüğünü sağlayacağız. İnternet mevzuatını, ifade özgürlüğünü kısıtlamayacak ve kişilik haklarını ihlal etmeyecek şekilde uluslararası standartlara uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz” açıklamalarında bulundu.

“TÜM TÜRKİYE, “PİLAV YAPABİLMEK İÇİN PLAN GEREKTİĞİNİ” ANLADI”

Kamu yönetimini; eşitlik, tarafsızlık, liyakat, hukuka uygunluk, etkililik, şeffaflık ilkelerine göre yeniden düzenleyeceklerini ifade eden Öztrak, “Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki kurulları, ofisleri lağvedeceğiz. Bunların görev ve yetkilerini ilgili bakanlıklara devredeceğiz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı, “Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı” olarak; Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nı, “İklim, Çevre ve Orman Bakanlığı” olarak, Ticaret Bakanlığını, “Esnaf ve Ticaret Bakanlığı” olarak yapılandıracağız. Hazine’yi, Maliye Bakanlığı’ndan ayıracağız. Ayrı bir bakanlık şeklinde yeniden yapılandıracağız. “Şehircilik ve Afet Yönetimi”, “Bilişim ve Yenilikçilik” bakanlıklarını kuracağız. Siyasi hüviyetteki “bakan yardımcılıklarını” kaldırıp, liyakate dayalı “müsteşarlık” sistemini kuracağız. Artık tüm Türkiye, “pilav yapabilmek için plan gerektiğini” anladı… Bunun için “Strateji ve Planlama Teşkilatı’nı” kuracağız. Yerel yönetimler reformunu hayata geçireceğiz. Merkezi yönetimin, yerel yönetimler üzerindeki vesayetine son vereceğiz. Seçimle gelenin, seçimle gitmesini güvence altına alacağız. Belediyelerin, genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı payları artıracağız” dedi.

“ÜLKEMİZİ GRİ LİSTE AYIBINDAN KURTARACAĞIZ”

Yolsuzlukla mücadele edeceklerini belirten Öztrak, “Bir diğer reform alanımız; yolsuzlukla mücadele. TBMM’nde “yolsuzlukları araştırma komisyonu” kuracağız. Rüşvet ve yolsuzluk suçlarında; yargılama süreçlerini hızlandıracağız, zaman aşımını kaldıracağız. Bu suçlar af kapsamına alınmayacak. Yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan varlıkları, ülkemize geri getirmek için, “malvarlıklarının geri alınması ofisi’ni” kuracağız. Bu milletten gasbedilen milyarlarca doları (418 milyar dolar), mutlaka ama mutlaka, milletimize geri vereceğiz. Ekşi yiyenlerden, hesabı sorulacak, yaptıkları, yapanın yanına asla kar kalmayacak. Pazarlık usulüyle yapılmış tüm ihaleleri, geriye doğru inceleyeceğiz. Terörizmin finansmanı, rüşvet, yolsuzluk, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve diğer kara para faaliyetleriyle, etkin şekilde mücadele edeceğiz. Ülkemizi gri liste ayıbından kurtaracağız. Vergi affı ve varlık barışlarının kara para aklama aracı olarak kullanılmasını engelleyeceğiz. Kamu İhale Kanunu’nu Avrupa Birliği normlarına getireceğiz. Hak, hukuk ve adalet mücadelemizi, hep birlikte iktidarla taçlandıracağız. Önümüzdeki seçimde kaybeden; keyfi yönetim anlayışı olacak. Kaybeden, tek adam şahsım rejimi olacak. Kaybeden, milletin aşına, işine göz diken, kan emiciler ve beşli çeteler olacak. Bizim yönetimimizde, “kral değil, kural” olacak. Herkes önünü görecek. Yarınını planlayabilecek. Geleceğinden emin olacak. Aşını, işini büyütebilecek ve hiçbir çocuğumuz, yatağa aç girmeyecek. Üreteceğiz, kazanacağız. Kazancımızı da hakça paylaşacağız. Neyi yapacağımızı, nasıl yapacağımızı, kimlerle yapacağımızı, biz biliyoruz. Ama işimiz, elbette kolay değil. Tıpkı yüz yıl önce olduğu gibi, “katı olanın bile buharlaştığı, küresel düzenin altüst olduğu zamanlardayız” diye konuştu.  

“BU BİRLİK BİZE GÜÇ VERİYOR”

Gerçekleşen kongreyle yeni ufuklar açıldığını belirten Öztrak, “2008’de küresel finans krizi; dünyaya hâkim olan ekonomik modeli temellerinden sarstı. 2020’de küresel covıd-19 salgını; küresel arz zincirlerinin dağılmasına yol açtı. 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali; uluslararası güç ve güvenlik dengelerini çatırdattı. Gramsci’nin deyimiyle dünyada; “eskinin öldüğü, ama yeninin henüz doğmadığı… bu arada çok farklı hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı, bir ara dönemdeyiz.” Aynı bundan yüz yıl önce olduğu gibi, hem ülkemizde, hem de dünyada, derin bir alt üst oluş sürecindeyiz. Bu süreçte karşımıza çıkan sorunlara hep birlikte, yerli ve milli çözümler arıyoruz. Çözüm arayışlarımız katkıda bulanacak, Bu tarihi kongrede, ekonomiyi meydana getiren paydaşların temsilcileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, bilim insanlarıyla bir aradayız. Bu birlik bize güç veriyor, önümüzde yeni ufuklar açıyor” dedi.

ÇANAKÇI: TÜRKİYE İÇİN YENİ NESİL KALKINMA STRATEJİSİ ORTAYA KOYUYORUZ

Toplantıda konuşan DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakçı,  "Bende Millet İrtifakı olarak tam bir mutabakat ile hazırladığımız ortak mutabakat metnimizin temel unsurlarını paylaşacağım. Ortak politikalar mutabakat metnimizde Türkiye için yeni nesil kalkınma stratejisi ortaya koyuyoruz. Bu strateji 4 ana unsuru üzerine konuşmuştur. Bunlardan binicisi tutarlı ve akılcı politikaları güçlü ve tutarlı bir şekilde uyarlayarak makro ekonomik istikrarı sağlamak ve öngörülebilir güven veren bir yatırım programını uygulamaktır. Yeşil dönüşümü ve yeşil ekonomiye geçici, üretim sürecinin, teşvik politikaların merkezine yerleştirmekti.  Aşırı yoksulluğun sıfırlandığı tek bir vatandaşımız bile yatağa aç gitmediği, kapsayıcı bir ekonomi inşaa etmektir. Bunlar  güçlendirilmiş parlamenter sistem altında özgürlükçü, çoğulcu ve güçlü parlamenter sistemin  olduğu bir zemin üzerinde yükselecektir.  Mutabakata metnimizin ekonomi, finans ve istihdam bölümünde 238 hedef ve politika yer almaktadır" dedi.

“MERKEZ BANKASINI ANKARA'YA TAŞIYACAĞIZ”

Belli başlı maddeleri sayarak sözlerine devam eden Çanaklı, "Bunlar yeni nesil kalkınma stratejisi çerçevesinde hazırlanmıştır. temel hedeflerimiz kapsamında enflasyonu 2 yıl içinde kalıcı olarak tek haneye indirmek, enflasyon ile mücadeleyi sürdürürken büyüme hızını ortalama yüzde 5'in üstüne çıkarıp dolar bazında milli geliri 5 yıl içinde en az 2 katına çıkaracağız. Aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız. 5 yıl sonunda yıllık ihracatı 600 milyar dolara çıkaracağız. Son 40 günde çok ağır bir deprem ve sel felaketi ile karşı karşıya kaldık. 50 bine yakın vatanımız hayatını yitirdi. Altyapıda üretim araç ve gereçlerinde kayıplar yaşadık. Hedefimiz deprem bölgesini hızla ayağa kaldırmak, deprem bölgesinde riskli yerleri dirençli hale getirmektir. Bunun için atacağımız adımları millet ittifakı olarak kısa sürede paylaşacağız. Yaşadığımız depremlerin ekonomik maliyetlerini 100-150 milyar dolar tutarına ulaşacağının tahmin edilmektedir.  Millet ittifakı olarak bu gerçeğin farkındayız. Biz temel ekonomik hedeflerimizden taviz vermeden, harcamalarda öncelikleri değiştirerek, israf ve yolsuzluğa son vererek yeni gelir imkanları yaratarak, uygun koşullu uzun vadeli iş ve dış kaynakları düzenleyerek bu zorlukların üstesinden geleceğiz. Cumhurbaşkanı sistemi ile kurumlarda ciddi çöküşler yaşanmıştır. Bu süreçte çok ağır bir tahribat yaşayan ekonomi kurumlarını ayağa kaldırmak önemli önceliğimizdir. Bu çerçevede merkez bankasının bağımsızlığını içeren maddelerin mecliste çoğunlukla değişimi ile ilgili kararlar alacağız. Merkezin İstanbul'daki birimlerini hızla Ankara'ya taşıyacağız. İktidara gelir gelmez halının altına süpürülen kamu açıklarını tespit etmek için bir komisyon oluşturacağız Bu komisyonu kurumlardan bilgi alma amacıyla tam yetkili yapacağız.  Cumhurbaşkanlığı envanterindeki gereksiz uçakları satıp yangın söndürme uçakları alacağız" ifadelerini kullandı.

“ÜLKEMİZİ ORTA GELİR TUZAĞINDAN…”

Mutabakat meninin bir kısmını sunabildiğini dile getiren Çanakçı, “Mutabakat metnimizde yer alan ancak kısa süre içinde 5’d e1’ine değinebildiğim politikalarımızda ülkemizi orta gelir tuzağından kurtarıp yüksek gelir seviyeli ülkeler seviyesine yükselteceğiz. Bu kongrede görüşülenler geleceğin Türkiye’nin inşasında bizlere yol gösterecektir” dedi.

ŞAHİNALP: YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜMÜZ İÇİN…

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, “İnanıyorum ki hep birlikte yaralarımızı en süratli şekilde saracağız. 14 Mayıs’taki seçimlerden sonra uygulayacağımız bilim politikası ile Türk bilim dünyasının kaybettikleri ulusal yetkinliğini ve uluslararası saygınlığını cumhuriyetimizin kuruluşundaki bilimsel atılım felsefesine uygun bir şekilde yeniden tesis edecek Türkiye’ye bilimsel ve teknoloji bir cazibe merkezi haline getireceğiz. “Benim manevi mirasım bilim ve akıldır” sözüyle bu ülkenin geleceğinin bilime ve akla bağlı olduğunu söyleyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’ni de geleceğini bilimden ve akıldan geçeceğini her zaman vurgulamıştır. Bilim politikamızı insan, özgürlük, demokratik eğitim, bilimsel düşünme, girişimcilik ve teknoloji üretimi odaklı bir anlayışla birlikte yürüteceğiz. Son yıllarda giderek hızlanan ülkemizden yurtdışına beyin göçünü engellemek ve tersine beyin gözünü gerçekleştirmek için eğitim sistemimizi özgürlükçü ve yenilikçi müfredat ile donatacağız. Yetişmiş insan gücümüz için uygun ekonomik ve sosyal koşullara yaratıcı akademisyenlerin özlük haklarında ve gelirlerinden iyileştirmeler yapacağız. TUBİTAK’ı sadece araştırma Endüstrileri ile kritik alanlardan ileri araştırmalar yapan kurum haline getireceğiz. Araştırma teknoloji ve yenilikçiliği üniversitelerde özel sektörde ve kamuda destekleyeceğiz” şeklinde konuştu.

“ÜNİVERSİTE ARAZİLERİNİ KESİNLİKLE RANTA KURBAN ETMEYECEĞİZ”

Üniversite arazilerini kesinlikle ranta kurban etmeyeceklerini ifade eden Şahinalp, “Yüksek öğrenime bütçeden daha fazla kaynak tahsis edeceğiz. Üniversite arazilerini kesinlikle ranta kurban etmeyeceğiz. Yeni yurt binaları yaparak e üniversite kampüsü etrafındaki binalara kiralama yöntemiyle genişletilmiş kampüs uygulamasını başlatacak, üniversitelerin yurt sorunlarını çözeceğiz. Kredi ve yurtlar kurum, kredi ve burslarını yeni bir anlayışla ele alacak. Dağıtım süreçlerini şeffaf hale getireceğiz. Öğretmenlerimizi kurumsal ve toplumsal niteliği ile saygınlığını artırmayı temel önceliğimiz yapacağız. Öğretmenlik meslek yasasını değiştirecek öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirecek, öğretmenleri, uzman öğretmen ve baş öğretmen şekilde gruplayan uygulamaya son vereceğiz” dedi.

AFET BÖLGESİNDEKİ ÖĞRENCİLER İÇİN KOMİSYON

Deprem bölgesindeki öğrenciler için yaptıkları çalışmaları da aktaran Şahinalp, “Deprem komisyonu bir süredir çalışıyor. Afetten etkilenen bölgelerde eğitimin nasıl sürdüreceğimizi buradaki öğrencilerimizin bu yaşadıkları afetten etkilenmemeleri için kapsamlı bir düzenlemeye gittik. Buradaki önceliğimiz bütün okulların süratli bir şekilde açılması, buralara ücretsiz kaynak ve kırtasiye desteği sağlanması, bu çocukların spor hobi terapi ve çocuk parklarının tesis edilmesi ve bu bölgeye öğretmenlerin de süratli bir şekilde takviye yapılmasını gerçekleştirmeyi ön görüyoruz” şeklinde konuştu.

BİLGİN: ÜRETİCİLERİ YEM FİYATLARINDAKİ ARTIŞA KARŞI KORUYACAĞIZ

Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, “Ortak mutabakat metnini sektörlere yönelik bölümünü sizlerle paylaşacağım. Tarım ve Orman Bakanlığını, Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı olarak yeniden yapılandıracağız. Hiç uygulanmayan tarımsal teşvikleri GSM'nin yüzde 1'inden az olmayacak şekilde uygulayacağız. Tarımda indirimli elektrik tarifesi uygulayıp elektrik ve su tahsilatını hasattan sonra uygulayacağız. Çiğ süt ve et üreticilerinin yem fiyatlarındaki artışa karşı koruyacağız. Mazot, gübre, yem gibi destekleri sütten kesilmesinden, kesime gönderilmeden önce vereceğiz.  Başta kuraklığa dayanıklı tohum geliştirmesi olmak üzere birçok projeyi destekleyeceğiz. Ziraat bankasını yeniden çiftçinin bankası yapacağız. En az bir teknik personeli bir köyden sorumlu tutacağız.  Lisanslı depocu ve ürün borsacılığı sistemini üreticimizi koruyacak şekilde yaygınlaştıracağız ve uluslararası alanda tarım ticaretimiz için üstünlük oluşturmayı hedefleyeceğiz. Hasat dönemi öncesi ve hasat döneminde ithalat izin vermeyeceğiz. Çiftçilerimize ücretsiz analiz imkanı vererek toprak analizini zorunlu hale getireceğiz” dedi.

“YURT DIŞINA ÇIKAN TEKNİK PERSONELİ YENİDEN ÜLKEMİZE KAZANDIRACAĞIZ”

Halk Bankası’nı esnafın bankası haline getireceklerini belirten Bilgin, “Tarımda çalışan kadın ve 30 yaş altı gençlere sosyal yardım prim desteği vereceğiz. KOBi’lere eğitim, finansal, teknoloji geliştirme, üretim çeşitlendirme, yeni ortaklıkla kurabilme konusunda özel destekler vereceğiz. Yeşil dönüşüm dijitalleşme ekseninde üretim pazarlama ve ihracat yeteneklerinin geliştirilmesi ve finansmana. Yerli uçak ve tank çalışmalarına büyük bir seferberlik vererek başarıya kavuşturacağız. Türkiye'deki sanayimizden ayrılarak yurtdışında çalışan teknik personelleri ülkemize yeninde kazandıracağız.  Erişimini kolaylaştırılması için güvenli bir sistem geliştireceğiz.  Kanal İstanbul Projesi'nin göreve gelir gelmez iptal edeceğiz. Alternatif ulaşım sistemlerini devreye sokacağız. Geleceğin otonom yollarına ilişkin bilgilerin oluşmasını sağlayacağız. Araç muayene alanlarındaki rekabeti arttıracağız. Atatürk Havalimanı'nı yeniden kullanıma açacağız. Türkiye lojistik master planını yeniden hazırlayacağız. Yeni hudut kapıları oluşturup fiziki ve teknolojik altyapılarını güçlendireceğiz. Üretici kooperatiflerini destekleyip güçlendireceğiz. Ticaret Bakanlığı’nı Esnaf ve Ticaret Bakanlığı olarak düzenleyeceğiz. Halk Bankası’nı yeniden esnafın bankası haline getireceğiz. Çırak yetiştirme sorunun eğitim sisteminde ele alacağız” dedi.

“İMAR DEĞİŞİKLİKLERİNİ PARSEL BAZLI OLMAKTAN ÇIKIP…”

Yeni termik santral yapmayacaklarını ifade eden Bilgin, “Rehabilite edilenleri de sosyal ve çevre zarar vermeden kapatma planları hazırlayacağız. Cumhurbaşkanlığına ormanlık vasfı değiştirme yetkisini kaldıracağız. Yanan orman alanların orman dışında başka bir imalata izin vermeyeceğiz. İmar değişikliklerini parsel bazlı olmaktan çıkıp bölge bazlı hale getirerek bölgeyi etkileyecek durumlar için halk oylaması yapacağız. Depremden 6 gün öncesinde ilam ettiğimiz eylemlerimiz ile ilgili ne kadar ortak akılla isabetli kararlar aldığımız bir kez daha gördük. Afet çerçeve kanunu çıkararak afet mevzuatlarını düzenleyeceğiz. İmar aflarının çıkarılmasına son vereceğiz. Afetlere merkezi ve gene düzeyde, yereli güçlendirerek çalışma yapacağız. Planları yerel yönetimlerle uyumlar içinde yapacağız” diye konuştu.

ÖZLALE: ORTALIK GERÇEKTEN ÇOK KÖTÜ DURUMDA

İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale, “Ben 1970'lerde doğdum ve 1980'lerde yoksulluk kader değildi. Fırsat eşitliği vardı ve en iyi okul en yakın okuldu. Siz bir işçi çocuğu olarak devlet okullarına gidip ODTÜ'yü kazanan biliyordunuz.  Bizler bu cumhuriyetin çocuklarıyız. Bizim zamanımızda yoksulluk kadar değildi, şimdi yoksulluk kader olmaya başladı. Biz bu nedenle metni yazarken fırsat eşitliğini nasıl sağlayacağız düşüncesi vardı. Ben 38 yaşında profesör olmuş biri olarak konuşuyorum ancak benim çocuğum 1980'lerde benim sahip olduğum şansa sahip değil. Biz 2 ay sonra başa geldiğimizde işsiz bir anne babanın çocuğu, zengin bir anne babanın çocuğu ile aynı şartlara sahip olacak.  Ortalık gerçekten çok kötü durumda. Ülkemizde çocukların yarısı, en yüksek yoksulluk diliminde yaşıyor. Yoksulluk en fazla çocukları ve kadınları vuruyor. Türkiye'deki yoksulların yarısı Z kuşağı. Çocuk doğduğunda annesini babasının maddi durumu yoksa ona her türlü gıda desteğini vereceğiz. Daha Sonra ulusal ebeveyn programını başlatacağız” dedi.

“TÜRKİYE'DE ‘GÖSTER TELEFONUNU’ TERÖRÜ VAR”

Hayalindeki Türkiye'yi dinleyenlere aktaran İYİ Partili Özlale, “Bütün çocuklarımız okul öncesi eğitime dahil olacaklar. Bilimsel kapasitesinin en çok gelişti yaşlarda devletin sağladığı ücretsiz eğitime sahip olacaklar. Okullarda ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeği vereceğiz bizim iktidarımızda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Anneler babanlar çocukların devlet okullarına gönderme rahatlığı yaşayacaklar. AK Parti iktidarının yaptığı şey yoksulluğu düşürmek değil, yoksulluğu kontrol etmek oldu. Türkiye’nin yoksulluk tuzağını aşmanın yolu hak temelli politikadır. Fırsat eşitsizliği yoksulluğu bir sonraki nesle aktarıyor. Türkiye'de AK Parti'nin yok ettiği fırsat eşitliğini yeniden sağlarsak tekrar müreffeh bir toplum haline geliriz. Bugün Türkiye'de ‘göster telefonunu’ terörü var.  Göster telefonunu değdiği zaman bir yaslı gencin en lüks telefonunu gururla göstereceği bir Türkiye hayal ediyorum” ifadelerini kullandı.

“YAPMAMIZ GEREKEN KADINI EVE HAPSEDEN ZİHNİYETİ TERK ETMEK”

Kadınların istihdama katılımının önemine vurgu yapan Özlale, “Gençlerimiz mutlaka istihdam sağlamamız lazım. Türkiye yaşlanıyor. Bağımlılık oranında sürekli bir artış görüyorsunuz. Bizim gençler ve kadınlara çok daha fazla istihdam sağlamamız lazım. Bunu da daha fazla teknoloji ile buluşturarak sağlayacağız.  Biz işe cam tavan sendromu kırarak başlamalıyız. Eşit işe eşit ücret politikasını benimsememiz gerekiyor. Kadına şiddete hayır demeyi sadece 8 Mart'ta hayır demememiz gerekiyor. Her mahalleye ücretsiz kreş ve bakım evleri açmamız gerekiyor. TÜİK verilerinde bakıma muhtaçlarla ilgilendiği için işgücüne dahil olmayan kadın sayısı 1,5 milyondan fazla. 1,1 milyon kadını bakımevi projesini geliştirsek istihdama kazandırırız. Bizim yapmamız gereken kadını eve hapseden zihniyeti terk edip, kadını topluma nasıl daha fazla dahil edebilir zihniyetine kavuşmak” dedi.

TEKİR: ÜLKENİN YÖNETİMİ TEMELDE DIŞ POLİTİKALARININ YÖNETEMİYLE EŞ ANLAMLIDIR

Ülke yönetiminin dış politikaların yönetimiyle ile eş anlamı olduğunu ifade eden Saadet Partisi Genel Başkanvekili Sabri Tekir, “Bir ülkenin yönetimi temelde dış politikalarının yönetemiyle eş anlamlıdır. Dış politika sağlıklı bir şekilde yönetilmediğinde içerisine yine sağlıklı bir ekonomi politikasının, sağlıklı siyasal yapının muhafaza edilmesi mümkün değildir. Dış politika son derece önemlidir. Dış politikanın hassasiyetini ve hangi istikamette takip edeceğini esasen toplumun genel katmanları tarafından bilinmesi mümkün değildir. O konuyu takip eden uzmanların bilmesi gereken hususlardır. Dış politikanın böylesine bir hassasiyeti ve önemi vardır. Bizim Türkiye Cumhuriyeti’nin esasen dış politikasının zaman içerisinde oluşmuş bir takım geleneksel temelleri vardır. Bizim Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasının geleneksel mihenk taşı başlangıçtan beri ‘Yurtta barış dünyada barış’ prensibi olmuştur. Bunun temel esas olarak kabul ediyoruz. Dışişleri Bakanlığının karar ve uygulamalarının; rol ve görevlerini yeniden kazandırmak gerekir. Zaman içerisinde bir partinin kendi siyasi çıkarları doğrultusunda dış politikaya oyun kazandırma girişimleri her daim zararla sonuçlandırmıştır. Bu tür karar uygulamalardaki rol ve görevlerinin Dışişleri Bakanlığına verilmesidir. Eleman alımı da son derecede önemlidir. Objektif, güvenilir, siyasi tercihlerden uzak, liyakata dayalı kapsamlı bir sınav şekliyle yapılması gerekir” dedi.

“EN ÖNEMLİ MESELELERİMİZDEN BİRİ EGE DENİZİ MESELESİDİR”

En önemli meselelerden birinin Ege Denizi meselesi olduğunu belirten Tekir, “AB’ye tam üyelik hedefimiz doğrultusunda bu alandaki sürenin diyalog adalet ve eşitlik çerçevesinde tamamlanması için çalışacağız. Ülkenin menfaatlerin koruyacak, adaletini koruyacak şekle ikili anlaşmanın AB ile sağlanması için çalışacağız. ABD ile olan ilişkilerimizde eşitler arası bir anlayış ile kurumlar arası  haline getireceğiz. F35 projesine dönmek gibi müttefiklik ilişkilerini karşılıklı olarak hayata geçireceğiz Mülteci akını çerçevesinde 2014 geri kabul anlaşması ile içinde bulunduğumuz 18 Mart 2016 mutabakatı diye bir mutabakat vardır, bunu gözden geçirmek zorundayız. Türkiye ile AB'nin mülteciler konusundaki sorumluluk konusunda külfet paylaşımını sağlamaya çalışacağız. AB Konseyi'nin kurucu üyesi olmamız ve anayasamızın gereği olarak AB İnsan Hakları Sözleşmesine uyum sağlayacak AB İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını uygulayacağız. Bu zaten anayasa hükümlülüğüdür. Bizim en önemli meselelerimizden biri Ege Denizi meselesidir. Bu arada barış ve işbirliği sağlanmalıdır. Ege Denizi'ndeki egemenlik haklarımıza zarar verebilecek hiçbir gelişmeye müsaade etmeyeceğiz. Kıbrıs bizim milli davamızdır. Bu soruna da adil ve kalıcı bir çözüm bulunması temel amacımızdır. KKTC'nin ve Kıbrıslı Türklerin kazanılmış haklarını korumak ve iki toplumun egemen haklarını savunmak temel hedeflerimizdir” diye konuştu.

“ASKER YETİŞTİREN TÜM OKULLARI TEKRAR AÇACAĞIZ”

Orduyu ileri teknolojik sistemlerle donatacaklarını belirten Tekir, “İstihbarat, keşif ve vuruş gibi güçlerini güçlendireceğiz. Kuvvet komutanlıklarını tekrara Genel Kurmay Komutanlıklarına bağlayacağız. Asker yetiştiren tüm okulları tekrar açacağız. Her yıl tüm paydaşların katılımı ile milli güvenlik şurası düzenleyeceğiz. Yurt dışına kaçan teröristlerin iade edilmesi konusunu etkinleştireceğiz. TBMM’de güvenlik teşkilatı üzerinde hem halk adına hem güvenlik teşkilatı adına kamusal denetçilik ile donatılan siyasi parti temsilcileri tarafından güvenlik komisyonu kuracağız” şeklinde konuştu.

“ÜLKEMİZİN TAMPON BÖLGESİ OLARAK GÖRÜLMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Göç meselesi ile ilgili Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nde tespit edilenleri aktaran Tekir, “Göç İdaresi Başkanlığı başta olmak üzere sığınmacılar politikalarını yeniden oluşturacağız. Düzensiz göçü önleyecek, göç ile ilgili ülkemizin tampon bölgesi olarak görülmesine müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Mülteci konusunda da çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Tekir, “Sığınmacıların mahalle il ve ilçe bazında kontrolsüz yerleşmesine izin vermeyeceğiz. Kentlerimizde gettolaşmasına da izin vermeyeceğiz. Mümkün olan en kısa sürede ülkelerine dönmelerini sağlayacağız. Sınırlarımızın elektro optik kuleler, aydınlatma sistemleri, gece görüşlü kameralar, entegre güvenlik sistemleri ve gerekli noktalarda duvarlar kurarak kaçak girişlere müsaade etmeyeceğiz. Gayrimenkul, yatırım fonu, döviz cinsi mevzuat ya da bireysel emeklik açılması ile birlikte vatandaşlık verilmesi uygulamalarına son vereceğiz” dedi.

kaynak: öncüşehir. 

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
pub-1785681847249596 2497439732