DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY, DEĞİŞİMİN KENDİSİDİR!
- 02.09.2026 01:34 • Son Güncelleme: 02.09.2026 01:34
Tarih bazen insanın karşısına bir ayna koyar.
Bakarsınız, yıllar önce yaşanmış bir olayın izlerini bugünün tartışmalarında görürsünüz. İsimler değişmiştir, makamlar değişmiştir, sloganlar değişmiştir… Ama iktidarın gücü karşısında muhalefetin, basının ve toplumun sınırlandırılması tartışması bir şekilde yeniden karşımıza çıkabilir.
Takvimler 1960’ı gösteriyordu.
Adnan Menderes döneminde, muhalefeti ve basını soruşturmak amacıyla kurulan Tahkikat Komisyonu, siyasi tarihin en tartışmalı adımlarından biri olarak kayıtlara geçti. Komisyonun üyelerinin tamamına yakınının iktidar milletvekillerinden oluşması, daha o günlerde ciddi eleştirilere neden olmuştu.
Öyle bir dönem düşünün ki siyasi toplantılara getirilen sınırlamalar hayatın içine kadar uzanıyor; toplantı ve gösterilerin yanında düğünler ve doğum günü kutlamaları bile bu atmosferden nasibini alıyordu.
Gazeteler kapatılıyor, komisyon hakkında eleştirel yayınlara sınırlamalar getiriliyor, alınan kararlara karşı yargı yolunun etkisizleştirilmesi tartışılıyordu.
Sonra öğrenciler sokağa çıktı.
İstanbul’da başlayan öğrenci gösterilerinde polis müdahalesi yaşandı. 28 Nisan 1960 olaylarında 20 yaşındaki Turan Emeksiz’in hayatını kaybetmesi, dönemin hafızasına kazındı.
Ve yalnızca bir ay sonra…
27 Mayıs 1960.
Bu kez sahneye asker çıktı ve yönetime el koydu.
İroni burada başlıyor.
Dün iktidarın muhalefeti ve basını denetlemek için kurduğu komisyon, kısa süre sonra iktidarın yargılandığı dönemin tartışma konularından biri haline geldi.
Bir başka ifadeyle;
Dün başkalarının önüne konulan sandalyeye, ertesi gün o sandalyeyi koyanlar oturdu.
Çünkü siyaset tarihi bize acı ama önemli bir ders verir:
Güç, sonsuza kadar aynı elde kalmaz.
İktidarlar değişir.
Kadrolar değişir.
Meclisler değişir.
Gazeteler değişir.
Manşetler değişir.
Hatta dünün güçlüleri, yarının sanıkları olabilir.
İşte tam da bu nedenle demokrasilerde mesele yalnızca “Bugün kim iktidarda?” sorusu değildir.
Asıl mesele şudur:
Yarın iktidar değiştiğinde, bugün kurduğunuz düzen size de uygulanabilecek mi?
Eğer cevabınız “Hayır” ise, ortada ciddi bir demokrasi sorunu vardır.
Çünkü hukuk, yalnızca sevdiğimiz insanların haklarını koruduğunda hukuk değildir.
Basın özgürlüğü, yalnızca bizim sesimizi duyuran gazeteler konuşabildiğinde özgürlük değildir.
Muhalefet hakkı, yalnızca bizim muhalefette olduğumuz dönemlerde hatırlanacak bir hak değildir.
Demokrasi biraz da insanın kendi gücünü sınırlayabilme erdemidir.
Tarih boyunca nice iktidar, sahip olduğu gücün kalıcı olduğunu düşündü.
Nice makam sahibi, koltuğunun kendisinden daha uzun ömürlü olduğuna inandı.
Nice karar, “Bundan sonra böyle olacak” diye alındı.
Sonra zaman geçti.
Ve tarih, hepsinin karşısına aynı cümleyi çıkardı:
Devir değişti.
Çünkü değişmeyen tek şey gerçekten de değişimin kendisidir.
Bugün başkasına yapılanın yarın size yapılmayacağının hiçbir garantisi yoktur.
Bugün alkışlanan bir yetki, yarın tehlikeli bir silaha dönüşebilir.
Bugün “Bize dokunmaz” denilen bir uygulama, yarın kapınızı çalabilir.
O yüzden demokrasi, sadece iktidarı kazanmak değil; iktidarı kaybettiğinizde de ayakta kalacak kurallar inşa etmektir.
Çünkü tarih tekerrür etmese bile, aynı hataları yapanlara benzer faturalar çıkarmakta oldukça mahirdir.
Ve tarih bize bir kez daha hatırlatır:
Devirler değişir.
İktidarlar değişir.
Roller değişir.
Ama değişmeyen tek şey…
Değişimin ta kendisidir!
Erdem Talaş • Diğer Yazıları
- BİR HIRSIZIN MAKAM İLE ÖDÜLLENDİRİLDİĞİ ERZURUM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN ALNI AK OLMAZ 15.09.2026
- Toplum İçinde Afili Yalnızlık 25.07.2026
- Yardım Sektörü Büyüyor, Yoksulluk da... 13.07.2026
- Cezalarla Terbiye Edilen Bir Toplum Mu? 22.03.2026
- Aile Olmaktan Vaz mı Geçiyoruz? 24.02.2026
- Ramazan Gelince Hatırlanan Yoksulluk 20.02.2026
Yorumlar (0)